top of page

Anayasa Mahkemesi’nin Süresiz Nafaka İptal Kararı: Aile Hukukunda Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?

2 Eki
3 dakikada okunur

Türk hukuk sisteminin uzun yıllardır en çok tartışılan, taraflar arasında derin kutuplaşmalara ve hak arayışlarına sahne olan konularının başında şüphesiz yoksulluk nafakası gelmektedir. Toplumun geniş bir kesimini ilgilendiren bu hususta Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen kritik karar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlük sürecine girdi.   

Kamuoyunda sıklıkla “süresiz nafakanın tamamen kaldırıldığı” yönünde eksik veya yanlış algılara yol açan bu gelişmenin hukuki gerçekliğini, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesini ve önümüzdeki dönemi avukat gözüyle tüm detaylarıyla ele alalım.

1. Kararın Arka Planı ve Medeni Kanun’daki Durum

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesi uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebiliyordu. Madde metninde geçen “süresiz olarak” ibaresi, uygulamada nafakanın her koşulda ömür boyu süreceği algısını doğurmuştu.   

Her ne kadar TMK 176. madde kapsamında nafakanın kaldırılmasına veya azalmasına dair haller (alacaklının yeniden evlenmesi, fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi vb.) bulunsa da, kanunda belirli bir süre sınırının yer almaması, uzun yıllar boyunca nafaka yükümlüleri açısından ciddi bir hakkaniyet tartışmasını beraberinde getirmişti.   

2. Anayasa Mahkemesi’nin İptal Gerekçesi: "Ölçüsüz ve Ağır Külfet"   

Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu üzerine konuyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, TMK 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’nın 2 (hukuk devleti), 5 (devletin temel amaç ve görevleri) ve 17’nci (maddi ve manevi varlığın korunması) maddelerine aykırı bularak iptal etti.   

Yüksek Mahkeme’nin gerekçeli kararında öne çıkan temel hususlar şunlardır:   

  • Meşru Amaç ile Araç Arasındaki Denge: Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin korunması meşru bir amaçtır. Ancak nafaka yükümlülüğünün hiçbir somut süre ölçütü öngörülmeden doğrudan "süresiz" bağlanması, yükümlü açısından katlanılamaz, ağır bir külfete dönüşebilmektedir.   

  • Ölçülülük İlkesi: Kanunda; evliliğin süresi, eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu, çalışma kapasitesi gibi unsurları dikkate alarak sürenin hâkim tarafından belirlenmesine imkân tanıyan açık kriterlerin bulunmaması, bireylerin hak ve menfaatleri arasındaki makul dengesini bozmaktadır.   

  • Pozitif Yükümlülükler: Süresiz nafaka mekanizmasının kişilerin ekonomik, sosyal ve psikolojik bütünlüğü üzerinde yarattığı baskı, devletin taraflar arasında kurması gereken adil dengeyi zedelemektedir.   

3. "Süresiz Nafaka Tamamen Kalktı mı?" (En Sık Yapılan Hatalar)   

Kararın duyulmasının ardından sosyal medyada ve kamuoyunda yer bulan “Nafaka tamamen kaldırıldı, yarından itibaren ödemeler duruyor” algısı hukuki gerçeği yansıtmamaktadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  1. Yoksulluk Nafakası Hakkı Devam Ediyor: AYM, yoksulluk nafakası müessesesini tamamen ortadan kaldırmamıştır. Kusuru daha ağır olmamak şartıyla yoksulluğa düşecek eşin nafaka talep etme hakkı korunmaktadır. İptal edilen yalnızca kanundaki "süresiz olarak" ibaresidir.   


  2. 9 Aylık Geçiş Süresi ve Yürürlük Tarihi: Anayasa Mahkemesi, doğabilecek hukuki boşluğun önüne geçmek amacıyla iptal hükmünün yürürlüğe girmesini Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren 9 ay süreyle ertelemiştir. Buna göre iptal kararı 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.  

     

  3. Mevcut Kararlar Kendiliğinden Düşmez: Anayasa’nın 153. maddesi gereğince iptal kararları geriye yürümez. Dolayısıyla bugüne kadar mahkemelerce verilmiş ve kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden ortadan kalkmaz. Taraflar yeni bir yasal düzenleme yapılana veya mahkemeden uyarlama/kaldırma kararı alınana kadar mevcut hükümleri yerine getirmekle yükümlüdür. Ödemelerin kendi kararıyla kesilmesi, icra ve tazyik hapsi gibi ağır yaptırımları beraberinde getirebilir.   

4. Önümüzdeki Dönemde Ne Olacak?   

Anayasa Mahkemesi’nin belirlediği 9 aylık bu geçiş süreci içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılması beklenmektedir. Yapılacak yeni düzenlemede;   

  • Evlilik birliğinin süresi (örneğin kısa süreli evlilikler ile uzun süreli evliliklerin ayrıştırılması),

  • Nafaka alacaklısının yaş, meslek ve ekonomik bağımsızlığını kazanabilme potansiyeli,   

  • Kusur durumları ve hakkaniyet ölçütleri   

göz önünde bulundurularak kademeli, süreli veya belirli şartlara bağlanmış bir nafaka rejiminin ihdas edilmesi öngörülmektedir.   

Sonuç   

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, Türk aile hukukunda ezberleri bozan tarihi bir adım niteliğindedir. Amaç nafaka hakkını tümüyle ortadan kaldırmak değil; taraflar arasındaki ekonomik adaleti, hakkaniyeti ve ölçülülük ilkesini yeniden tesis etmektir.   

Bu süreçte hak kaybı yaşamamak, devam eden davalarınızı doğru yönetmek ve mevcut nafaka yükümlülüklerinizle ilgili hukuki adımları atmak adına bir uzman aile hukuku avukatından destek almanız büyük önem arz etmektedir.


Av. Hidayet Yaşar Hukuk ve Danışmanlık Bürosu

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


Bizimle İletişime Geçin

Konya Avukat Hidayet Yaşar, hukuki sorunlarınızda her zaman yanınızdadır. İletişim formu veya diğer kanallar aracılığıyla bize ulaşarak, hukuki süreçlerinizi uzman desteğiyle güvenle çözüme kavuşturabilirsiniz.

​

​

Feritpaşa Mah. Ahmet Hilmi Nalçacı Caddesi Acentacılar Sitesi A Blok No:75/10 Selçuklu/Konya

0533 020 33 96

Gönderdiğiniz için teşekkürler!

bottom of page